Şehit kobay askerler mi geliyor?

Taraf bundan bir yıl önce 19 aralık günü “Hamile Kadınları Kobay Yapacaklar” başlıklı bir manşetle çıkmıştı. www.iyibilgi.com sitesinin ısrarlı haberlerinden hareketle Banu Uzpeder ve Alaz Kuseyri tarafından yapılan haberde, ilaç firmalarının çıkması için yıllardır lobi yaptığı Sağlık Bakanlığı’nın Klinik Araştırma Yönetmeliği taslağında hamile kadınlar ve çocuklar üzerinde ilaç araştırmaları yapılmasını kolaylaştıran maddeler teşhir edilmiş, haber üzerine oluşan kamuoyu baskısıyla yönetmelik geri çekilmişti.

Bu süreçte İstanbul Tabip Odası, etikçi doktorlar, tıp dünyasıyla çok güçlü ilişkileri olan ilaç firmalarına karşı taslağın iyileştirilmesi için büyük bir efor sarf etti. Ama karşılarında, Batıda çeşitli kısıtlamalar nedeniyle rahatça yapamadıkları ya da çok pahallı olan ilaç araştırmalarını daha ucuz ve ekonomik şartlar nedeniyle daha çok gönüllünün bulunabileceği ülkelere kaydırmak isteyen ilaç firmalarının lobi faaliyetleri vardı. Bir ara gazetelerde “İlaç araştırmaları Türkiye’ye çağ atlatacak”, “ Milyon dolarlar Türkiye’ye akacak, yeter ki yönetmelik çıksın” gibi havuç haberlerden geçilmiyordu, hatırlayın. Hatta bu ilaç firmaları yönetmelik konusunda lobi yapmak için Klinik Araştırmalar Derneği diye bir dernek kurup, tıp etiği kongrelerine sponsor oldular, gazetecileri ve siyasetçileri Boston’a götürüp, ilaç araştırmaları dünyasının “faydalarıyla” tanıştırdılar.

İşte uzun süredir üzerinde fırtınalar kopan bu yönetmelik (resmî adıyla Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik) bundan iki gün önce Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Konuyla uzun süredir ilgilenen biri olarak ben de hemen isimlerinin açıklanmasını istemeyen birkaç uzmana yeni yönetmeliği sordum. Hepsinin söylediği bunun diğer taslağa göre oldukça iyileştirilmiş bir yönetmelik olduğuydu.

Mesela önceki taslakta yer alan “klinik araştırma, kamu sağlığı bakımından elde edilecek faydaların, araştırmadan doğması muhtemel riskler ile dengeli olduğuna kanaat getirilmesi halinde” gibi çok sorunlu bir kamusal fayda anlayışı yerini “Araştırmadan beklenen bilimsel faydalar ve kamu menfaati kişilik haklarından daha üstün tutulamaz” gibi bir maddeye bırakmıştı.

Yeni taslağa “hamile kadınlar ve çocuklar üzerinde araştırma yapılamaz” diye bir hüküm konulmuş. Ama tıpkı 82 Anayasası gibi bu hüküm bir “ancak”la hükümsüzleştirilmiş ve şöyle denmiş: “Araştırma konusunun doğrudan gebe, loğusa, emziren kadınları ve çocukları ilgilendirmesi halinde, araştırma gönüllü sağlığı açısından öngörülebilir ciddi bir risk taşımıyorsa bu izin verilebilir.” “Peki, öngörülemeyen riskler ne olacak” sorusu hâlâ ortada duruyor ama uzmanlar eski taslağa göre bu kısıtlamaların caydırıcı olduğunu düşünüyor. Zaten yine uzmanlara göre dünyanın en az bilinen ama en güçlü lobilerinden ilaç sektörünün baskılarıyla mevcut uluslararası düzenlemeler hatta bu yönetmeliğin uyum için çıktığı AB’deki yönetmelikleri de bundan ileri değil. İlaççılar ise kendilerini “Peki, hastalıklara çareyi nasıl bulacağız” diye savunuyor.

Yani ilaç araştırmaları hâlâ çok riskli. Daha geçen yıl Hollanda’da Utrecht Üniversitesi Tıp Merkezi, 2004-2007 yılları arasında yürütülen bir ilaç araştırmasına katılan 296 kişiden 24’ünün öldüğünü açıkladı ve “pardon” dedi.

Yeni yönetmeliğin mevcut 1993 yılına ait yönetmelikte ve geri çekilen taslakta olmayan bir maddesi ise çok dikkat çekici.

“Kısıtlıların araştırmaya iştirak etmeleri” başlıklı yönetmeliğin 9. maddesinde şöyle deniyor: “Yoğun bakımdaki hastalar, askerî görevini yapan er ve erbaşlar dahil olmak üzere Türk Medeni Kanunu’nun 405 ila 408. maddelerinde tanımlanan kısıtlılık halleri kapsamındaki kişiler üzerinde araştırma yapılamaz. Ancak araştırma konusunun doğrudan kısıtlıları ilgilendiren ya da sadece kısıtlılarda incelenebilir bir durum olması halinde veya kısıtlının hastalığıyla ilgili mevcut tedavi seçeneklerinin tamamen tüketildiği durumlarda, araştırma kısıtlı sağlığı açısından öngörülebilir ciddi bir risk taşımıyor ve araştırmanın kısıtlılara doğrudan bir fayda sağlayacağı umuluyor ise, 5. maddede belirtilen hususlar da dikkate alınmak suretiyle, aşağıdaki hususlar çerçevesinde kısıtlılar üzerinde araştırma yapılmasına izin verilebilir.”

Madde önce el çabukluğuyla Medeni Kanun’da sadece mahkûmlar, akıl hastaları, bağımlıları kapsayan kısıtlılık haline, yoğun bakımdaki hastaları, er ve erbaşları ekliyor. Sonra “bunlar üzerinde araştırma yapmak yasaktır” diyor. Ama yine bir “ancak” ile yoğun bakımdaki hastalar ve er ve erbaşlar hangi koşullarda kobay olabilir diye anlatıyor. Yani maddeyle er ve erbaşlar üzerinde ilaç araştırması yapılmasına yasal bir zemin bulunuyor.

Bu araştırma için ise ilacın erleri doğrudan ilgilendirmesi ya da er hastaysa da tıbben başka bir çarenin kalmamış olması gerekiyor. “Bir askeri doğrudan ilgilendirecek ilaç” deyince bunun içine neler girebilir düşünmek gerek. Bir “ve” “veya” ile ilaç firmaları lehine pek çok hükmün değişebildiği bir yönetmelik bu. Ayrıca askerde emir kulu bir erin “ilaç araştırmalarında gönüllük esastır” diyen bir yönetmelik tarafından ne derece korunabileceği de şüpheli.

Bildiğimiz bu yönetmelikten sonra askere giden herkesin “eğer askerlerle ilgili bir ilaç araştırılıyorsa” kobay olarak kullanılabilmesine izin çıktığı.