Güzel bir yıl olsun
Aylardır içimde bir sıkıntı. Sıkıntının kaynağı malum: Ekonomik kriz.
Hayır hayır, ‘Kriz geliyor’ demeyeceğim, çünkü geldi bile. En azından dört aydır kriz içinde yaşıyoruz zaten.
Ama yıl sonu-yıl başı, ister istemez, takvim yılının sonu ve başı olması nedeniyle, hesapların kapatıldığı, yeni hesapların açılmaya başlandığı günler ve aylardır yaşadığımız krizle de bugünlerde hesaplaşmak gerek.
O yüzden içimdeki sıkıntının kolay kolay kaybolacağı yok. Böyle yaşamaya alışacağım.
Ancak son birkaç günden beri iyice belirginleşen bir başka his daha var: Nedense bana bugünler yeni bir yıl geliyormuş, eskisi bitiyormuş duygusunu vermiyor.
Acaba neden?
Yeni yıla ilişkin çocuksu heyecanımı kaybedeli çok olsa da, yine de bu yıl yaşadığım duyguyu daha önce hiç yaşamadım. Bir türlü kendimi yeni bir şeyin başlayacağına ikna edemiyorum.
Acaba bunun nedeni, yeni yıldan çok da umutlu olmamam olabilir mi? Fazla bir şeyin değişeceğine inanmamam, yarının bugünden daha güzel olacağını düşünmemem olabilir mi?
Belki de.
Böyle zamanlarda eskiden beri adetim, ünlü biliminsanı Carl Sagan’ın bizde Kozmoz adıyla yayımlanan kitabına bakmaktır.
O kitap, artık biraz geride kalmış bilgileri içeriyor olsa da, evrenin ne denli büyük, bu evrenin içinde bizim galaksimizin, güneş sistemimizin ve gezegenimizin de ne kadar küçük olduğunu hatırlatır hep bana.
Düşünün, bünyesinde milyarlarca yıldız barındıran galaksimiz bile evren ölçeğine vurulduğunda küçük kalır, milyarlarca başka galaksiden sadece biridir o Samanyolu.
Her şeye evren ölçeğinde bakmaya başladığınızda, dünya, evet küçücüktür, bize en yakın yıldızdan şu an elinizdeki en güçlü teleskopla bile baksanız dünyayı göremezsiniz.
Böyle düşündüğünüzde gündelik sorunlarınız da önemsizleşmeye, bir gün, bir yıl, hatta bir ömür bile anlamlı olmaktan çıkmaya başlar.
Ama ne yapacaksınız, sadece evren ölçeğinde düşünemezsiniz, dünya ölçeği ister istemez gelir sizi esir alır. O zaman da, minicik yerküremizin karşı karşıya bulunduğu tehditlerle, risklerle kıyaslandığında sizin canınızı sıkan şeylerin aslında ne küçük şeyler olduğunu farketmeniz işten değildir.
Kuşkusuz geçim derdi, daha iyi, daha huzurlu, daha mutlu bir hayat derdi kişiler ölçeğinde çok önemlidir. Önemsiz olsa bu yazıyı yazıyor olmazdım zaten ama elimizde esasen iyimser olmaktan başka bir çare de yoktur.
Yarının bugünden daha iyi olacağına dair bir umut beslemezseniz, içinizdeki bütün umudu öldürürseniz, yaşamak da anlamlı bir davranış olmaktan çıkar.
Evet, ekonomik kriz etkilerini daha da ağırlaştırarak gösterecek bu yıl. En azından yılın ilk yarısında. Evet, (eğer varsa) varlıklarımızın değerleri çok düştü, belki daha da düşecek ve kriz öncesi değerlerine dönmeleri belki de çok zaman alacak. Evet, hepimiz gelecek endişesi taşıyoruz; en büyük patronlar da, asgari ücretliler de. Evet, işimizi kaybetmemiz an meselesi, pek çoğumuz kaybettik bile. Evet, bütün bu endişelerimizden ötürü harcama yapmayı kestik, daha da keseceğiz, gün gelecek belki çocuğumuzun geleceğinden bile fedakârlıkta bulunacağız.
Bütün bunlar doğru. Ama iyimserlikten başka çaremizin olmadığı da doğru.
Bu akşam bir yılı bitirip yenisine başlayacağız.
Umalım ve temenni edelim ki güzel bir yıl olsun, her şey gönlümüzce olsun.
- Yorumlamak için Giriş yapın veya kaydolun