Yeni dünya düzeninin kanlı maliyeti

Lindsey German, SW
Geçen hafta Kafkaslar’da başlayan savaş dünyayı şaşkına çevirdi. Daha fazla savaş, daha fazla bomba, binlerce ölü ve on binlerce mülteci artık televizyonlarımızda her gün görmeye alıştığımız sahneler haline geldi.
Bu sadece Rusya ve Gürcistan arasındaki basit bir yerel anlaşmazlık değil. George Bush’un Amerikan başkanı olduğu dönemin en belirleyici özelliği olan dünya çapındaki savaş çılgınlığının bir parçası.
Ve bu savaş, Afganistan, Irak ve Somali’de devam eden ve bugünlerde İran’ı tehdit etmekte olan, ABD’nin başını çektiği, ‘teröre karşı savaş’ politikasıyla yakından bağlantılı.
George Bush ve Dick Cheney’nin açıklamaları inanılmaz. George Bush, “Rusya, kendisine komşu olan bir devleti işgal ediyor ve onun halk tarafından seçilmiş demokratik hükümetini tehdit ediyor. 21. yy’da böyle bir şey kabul edilemez”, dedi.
Fakat Bush ve Cheney, bugün dünyada halen devam etmekte olan bir dizi savaşın mimarları. Üstelik, Orta Doğu’da bu savaşı başlatırken ABD’de dünyadaki milyonlarca insanın bu savaş çılgınlığına karşı çıkmasını görmezden gelmişti.
Rusya’nın kendi emperyalist emelleri var. Ve Rusya aslında hala Başbakan Vladimir Putin (eski KGB görevlisi ve Çeçenya kasabı) tarafından yönetiliyor. Fakat, sözkonusu olan savaş ve işgal olunca Putin’in Amerika’ya öğretecek fazla bir şeyi olamaz.
ABD, ‘teröre karşı savaş’ı, demokrasi ve barış getirmek için değil, dünyanın geri kalan bölgelerine kendi hegemonyasını ve gücünü kabul ettirmek için başlattı.
Sovyetler Birliği’nin bundan 20 yıl önce dağılması yeni bir emperyalizm dönemine girilmesine yol açtı. ABD, 1991’de Irak’a, 1990’larda Yugoslavya’ya müdahale etti ve 2001’den itibaren de Afganistan ve Irak’ı işgal etti.
Bu süreçte, kendisinden daha zayıf bir rakip olan Rusya üzerinde baskı uygulamak için, eski Doğu Bloku Devletlerini, yeni müttefikleri olarak kazanmaya çalıştı. Bu bölgedeki etki alanını genişletmek için NATO’yu kullandı. 1999’daki Kosova Savaşı, tıpkı bugün Afganistan işgalinde olduğu gibi NATO şemsiyesi altında gerçekleşti.
Bu askeri ittifak ilk başta sahip olduğu rolü Soğuk Savaş’ın sonunda kaybetti – fakat NATO kendisini, Kuzey Atlantik bölgesinden uzak yerlerde ABD politikasının hayata geçirilmesinin bir aracı olarak yeniden yapılandırdı.
Gürcistan yönetimi, eski Sovyet Devletleri arasında, en Batı yanlısı hükümet tarafından yönetilen devlet. Bir dizi Doğu Avrupa devletini içine alarak genişleyen NATO’ya katılmak için can atıyor.
ABD ve müttefikleri, bu emellerini gerçekleştirmesi için sürekli olarak Gürcistn’ı cesaretlendirdi. Büyük olasılıkla Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırmasına da Amerika yeşil ışık yaktı.
Bölgenin doğal kaynakları konusunda duyulan kaygı bu stratejik ittifakı güçlendirdi. Çünkü, bu bölgedeki petrol ve gaz boru hattı, Gürcistan’dan Batı’nın bir başka müttefiki olan Türkiye’ye gidiyor.
Dolayısıyla Gürcistan ve Rusya arasındaki, sözde Güney Osetya ve Abazya’nın geleceği hakkındaymış gibi görünen savaş, aslında emperyalist güçler arasındaki rekabetteki son gelişme.
Gordon Brown, ABD ve onun politikalarını destekliyor.
İngiltere’deki savaş karşıtı hareket, bölgedeki insanların büyük acılar çekmesine yol açan bu savaşa karşı kampanya yapmalıdır.
Savaş, emperyalist oyunun bir sonucu
Anindya Bhattacharyya ve Simon Assaf
Rusya ve Gürcistan arasında, iki ülkenin arasındaki dağlar üzerine kurulu bir yer olan Güney Osetya yüzünden çıkan çatışmayla birlikte, savaş, dünyanın bir başka bölgesini daha parçaladı.
Fakat Güney Osetya sorunu aslında daha büyük bir çatışmanın, yani ABD’nin NATO’yu genişletme ve Rusya’yı, Batı yanlısı rejimlerle çevreleme çabasının bir parçası.
Pazartesi günü, Güney Osetya’nın başkenti olan Tskhinvali, Gürcü birliklerinin saldırısıyla yerle bir oldu.
Binlerce Güney Osetya’lı dağların arasından Rusya’ya doğru kaçmaya başladılar.
Bu savaşta, ABD, Gürcistan hükümetini, Rusya ise, Güney Osetya ayrılıkçılarını destekliyor. Ve bu emperyalist rekabet şimdi askeri bir çatışmaya dönüşmüş durumda ve bu çatışma her an tüm Kafkasya’ya yayılabilir.
Rusya, geçtiğimiz hafta sonu, Gürcistan’ın bir başka bağımsız bölgesi olan Abazya’daki askeri varlığını güçlendirdi.
Pazartesi günü, Rus birlikleri, Gürcistan sınırından içeri girdiler.
ABD’nin son zamanlardaki davranışları, bölgede yangına körükle gitti. ABD Devlet Bakanı Condoleezza Rice, Temmuz ayında, “NATO üyeliğinin Gürcistan’ın geleceği olduğunu” söyledi ve ülkenin toprak bütünlüğünü desteklediklerini açıkladı.
Many commentators believe it was this move by the US that emboldened the Georgian government to mount its attack on Tskhinvali last week.
Bu son gerilimini asıl nedeni, ABD’nin, eskiden Sovyetler Birliği’nin etki alanı içinde olan ülkelere doğru genişleme çabasıdır.
Sovyetler Birliği rejiminin çökmesinin ardından 1991 yılında yapılan anlaşmada, ABD, askeri varlığını Doğu Bloku ülkelerini kapsayacak şekilde genişletmeyeceğine söz vermişti.
Fakat ABD, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne radar sistemleri yerleştirerek bu anlaşmayı bozdu. Eski Sovyet Cumhuriyetleri NATO’nun bir parçası haline getirilmeye başlandı.
Rusya buna, ABD’nin yeni müttefikleriyle savaşan bölgeleri destekleyerek karşılık verdi. Nisan ayında, Güney Osetya ve Abazya ile ilişkilerini güçlendireceğini açıkladı.
Bunun ardından, Gürcistan, özerk bölgelere müdahale edeceği tehdidini savurdu. Bu, Rusya’nın, Condoleezza Rice’ın Temmuz ayındaki ziyareti sırasında Gürcistan üzerinde savaş uçaklarıyla alçak uçuş yapmasına neden oldu.
Gürcistan, geçen haftadan itibaren, birliklerini Güney osetya sınırına yerleştirmeye başladı. Osetyalılar ise çocuk ve yaşlıları tahliye etmeye başladı. Ve savaş başladı.
Bu, önce karşılıklı bomba düellosuna sonra da tam bir savaşa dönüştü.
Rusya, kendi emperyal gündemi bulunmasına ve NATO’nun genişlemesi karşısında fazla iddialı olmasına rağmen, aslında göründüğü kadar güçlü değil.
Örneğin, geçen sene, ABD’nin Kosova’nın Sırbistan’dan bağımsız olduğunu tanımasını – bu, bir çok insanın, dünyanın çatışmalı bölgelerini daha da istikrarsız hale getireceğini ve daha fazla çatışma ve savaşa yol açacağını düşündüğü bir davranıştı – engelleyemedi.
Ve Rusya’nın bölgeye ilişkin emperyalist emellerini, ABD’nin savaş ve işgallerini destekleyen Batılı politikacıların kınamasının hiçbir anlamı yok.
Rusya’nın kendisi de, kendi sınırları içindeki ayrılıkçı güçleri – özellikle, Osetya ve Gürcistan ile komşu olan Çeçenya’dakileri - bastırmak için “teröre karşı savaş” bahanesini kullandı.
Kafkasya bölgesi, ABD’nin kontrolü altına almaya çalıştığı önemli stratejik alanlar olan Orta Doğu ve Orta Asya’nın hemen yanında bulunuyor.
Afganistan ve Irak’taki savaş kontrol edilemiyor ve bölgede ciddi bir istikrarsızlık yaratıyor.
Kafkaslardaki son çatışmalar bu geniş bağlam içinde düşünülmelidir. Ve yine bu çatışmalar, savaş ve yıkım getiren bu küresel sistemin yok edilmesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor.
Doğal kaynaklar için verilen mücadele dünyayı istikrarsızlaştırıyor
Rakip güç blokları arasındaki mücadele, Kafkasya’yı, ABD ve Rusya arasında savaş alanına çevirdi.
Fakat bölgenin, aynı zamanda stratejik bir değeri de var ve bu değer bölgeyi, süper güçler arasındaki mücadelenin merkezine oturtuyor.
Gürcistan’ın güneyinde Türkiye ve İran’ın yakın müttefiki olan Ermenistan bulunuyor. Doğusunda ise petrol zengini Azerbeycan yer alıyor.
Gürcistan ayrıca, Rusya ve Orta Asya arasında stratejik bir noktada konumlanıyor.
Eğer Gürcistan NATO üyesi olursa, ve Batı’nın giderek artan desteği ile bunun olması yüksek bir olasılıktır, Rusya’yı doğrudan tehdit eden bir ülke haline gelebilir.
Batılı devletler, hem stratejik olarak önemli olduğu için hem de doğal kaynaklarından dolayı bu bölgeyi kontrol etmek istiyorlar.
Gürcistan, çeşitli petorl ve gaz boru hattı projeleri açısından hayati bir öneme sahip. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı 2005 yılının Mayıs ayında faaliyete başladı.
Bu boru hattı Hazar denizinden, Azebeycan’dan, Gürcistan ve Türkiye2den geçerek Türkiye’nin Akdeniz’deki bir limanı olan Ceyhan’da sona eriyor.
Bir başka petrol boru hattı ise Azerbeycan’dan Gürcistan’ın Karadeniz’deki bir kenti olan Supsa’ya uzanıyor. Nabucca boru hattı olarak adlandırılan üçüncü projenin ise Azerbeycan, Gürcistan ve Türkiye’den geçerek Orta Avrupa ve Avusturya’ya ulaşması planlanıyor.
Rusya, Orta Asya ve Orta Doğu’daki petrol ve gaz kaynaklarının büyük bölümünü kontrol ediyor. Fakat, bu boru hatlarının hiçbirisi Rusya’dan ya da Rusya’nın etki alanı içindeki ülkelerden geçmiyor.
Sonuç olarak, bu ülkeler, bu bölgedeki güç dengesini, Rusya’nın zayıflamasını sağlayıp Batı’nın güçlenmesini sağlayacak şekilde yeniden ayarlamaya çalışıyorlar.
Emperyal bloklar arasındaki mücadelenin hakim olduğu bir dünyada, bu tür hareketler bütün bölgenin istikrarsızlaşmasına yol açabilir ve sonuç olarak bütün bir bölgeyi savaşa sürükleyebilir.
ABD’nin stratejisi konusundaki kaygılar artıyor
Gürcistan ve Rusya arasındaki son çatışma, Batılı egemen sınıfların arasındaki, Rusya üzerinde tüm güçlerini kullanıp kullanmayacakları konusundaki fikir ayrılığını ortaya çıkardı.
“Teröre karşı savaş”taki, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney gibi “savaşçı”lar, ABD’nın Rusya üzerindeki basıncı artırmasını ve çatışmayı ilerletmesini istiyorlar.
Dick Cheney, “Rusya’nın saldırganlığı yanıtsız kalmamalı” diyerek, ABD’nin demokratik bir şekilde seçilmiş olan Gürcistan hükümetini ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü savunması gerektiğini iddia etti.
Hiç şüphe yok ki, Gürcistan Kafkaslarda neocon’ların kuklası olan bir hükümete sahip ve bu da son savaşta neden bir çok Batılı liderin Rusya’yı kınadığını açıklıyor.
Fakat, Gürcistan’ın’nın Güney Osetya’ya müdahale ederek ve Batılı liderlerin bundan sonra ne yapılması gerektiği konusunda bölünmesine neden olarak boyundan büyük bir işe kalkıştığını düşünenler var.
Daily Telegraph gazetesi, Pazartesi günü, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mikail Sakaşvili’nin artık Putin’den daha liberal bir kişi olmadığını yazdı.
Yazıda şöyle diyordu; “Tıpkı Bay Putin gibi – aslında, tıpkı bütün otokratik liderler gibi – o da, ulusal kriz duygusunun rejimin popülerliğini güçlendirdiğini biliyor”.
Telegrapf ayrıca, Sakaşvili’nin bir darbeyle iktidara geldiğini hatırlatıyor.
Fakat aynı gazete, 2003 yılında, bu “darbe”yi “demokratik” devrim olarak adlandırarak çok farklı bir tutum almıştı.
O zaman aynı gazete, Sakaşvili’nin, Sovyetler Birliği’nin çökmesinin ardından uzun yıllar bölgeyi yöneten eski komunist güçlü adam figürünün antitezi olduğunu yazmıştı.
Telegraph’ın şimdi Gürcistan ile Batı arasına mesafe koymaya çalışması, egemen sınıf içinde, “teröre karşı savaş” konusunda yaşanan huzursuzluğu yansıtıyor.
Gazeteci Bruce Anderson, Independent’daki köşe yazısında bu noktaya değindi.
Anderson, Sakaşvili’yi “cezai sorumluluk” almamakla suçladı, fakat aynı zamanda “gözlerini toptan çeken” İngiliz ve Amerikalı diplomatları da suçladı.
“NATO ülkelerinin sözleri Gürcistan’ın maceracılığını cesaretlendirdi. Cumhurbaşkanı Sakaşvili’nin kurucu üye gibi davranabileceğini düşünmesine yol açtı.
“Rusya’yı kışkırtabileceğini fakat bunun sonucunda kendisine bir şey olmayacağını zanetti. Ruslar ise Sakaşvili’yer dersini vermenin zamanının geldiğini düşündüler.”
Avrupa egemen sınıfı içinde, her zaman, ABD’nin Rusya’ya yönelik saldırganlığından etkilenmeyen kesimler vardır.
Bu kesimler, Avrupa’nın, Rusya’nın askeri saldırganlığının ilk hedefi olmasından çekinirler ve ayrıca Avrupa sanayisinin büyük bölümü Rusya’dan gelen petrol ve gaza bağlıdır.
Fakat Telegraph yazarları ve bu dünyanın Bruce Anderson’ları egemen sınıfın Amerika’dan yana olan kesiminin görüşlerini temsil ediyorlar.
Gürcistan’ın çok ileri gittiğini düşünmeleri, bütün neo-muhafazakar emperyal proje konusunda egemen sınıf içinde büyük bir hayal kırıklığı olduğunu gösteriyor.
Gürcistan hükümetinin, Amerikan sağı ile yakın ideolojik bağları var.
Tarihçi Mark Almond, Guardian gazetesinde, “Gürcistan’ın başkentinin sokaklarında, Sakaşvili’nin posterlerinin yanında G. W. Bush’un posterleri vardır. Tiflis havaalanına giden yolun adı George W. Bush caddesidir.”
Sakaşvili Irak’a 2000 asker gönderdi ve Gürcistan, ABD ve İngiltere’den sonra Irak’ta en çok askeri bulunan ülke.
Batılı ülkeler Gürcistan’ın Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra desteklemeye başladılar. Ülke, 1991’de bağımsızlığını ilan etti, fakat kısa süre sonra ülkede iç savaş başladı.
Sovyetler Birliği’nin eski Dışişleri Bakanı Eduard Shevardnadze, 1995’de bir askeri darbeyle iktidara geldi. Fakat Shevardnadze’nin yönetimi kısa süre sonra yolsuzluk ve kayırmacılığın simgesi haline geldi.
Fakat Shevardnadze yönetimi Batı tarafından desteklendi, ABD’den askeri ve mali yardım aldı ve NATO ile anlaşmalar imzaladı.
2003 yılında artık Shevardnadze rejimi ömrünü doldurmuştu ve “Turuncu Devrim” adı verilen devrimle yıkıldı.
Ardından Skaşvili cumhurbaşkanı olarak Gürcistan’ı Amerika’nın Kafkasya’daki en yakın müttefiki konumuna getirdi.
Turuncu Devrim konusunda yaşanan hayal kırıklığı geçen yıl Gürcistan’da bir dizi gösterini yapılmasına yol açtı. Sakaşvili, gösterileri polis gücüyle bastırabildi ve muhalefet partilerini Rusya’nın yardakçısı olmakla suçladı.
Ekonomik kaosla boğuşan Sakaşvili’nin yeni rejimi ABD’ye daha da yaklaştı.
Sakaşvili, Güney Osetya’ya saldırdığında ABD’nin tam desteğini alacağını düşündü.
Ve şimdi olanlar bunun büyük bir yanlış hesap olduğunu gösteriyor.
Osetya – bölünme ve savaşın tarihi
Kafkasya bölgesi, çok sayıda ulusun ve etnik grubun yaşadığı ve tüm bu halkların yıllardır emperyal güçler arasındaki savaşlar arasında sıkışıp kaldığı bir bölge.
Osetya bu halklardan yalnızca bir tanesi. Osetya bölgesi Kafkas dağları arasında bulunuyor, Kuzey Osetya Rus toprakları içinde kalıyor, Güney Osetya ise Gürcistan sınırında yer alıyor.
Osetya dili ve kültürü çok uzun zaman baskı altında tutuldu. Fakat 1917’deki Rus devrimi bölgeyi dönüştürdü.
Güney Osetya ve Gürcistan bağımsızlıklarını ilan ettiler ve ayrı Sovyet devletleri olarak kaldılar. 1922’de Güney Osetya ve Abazya, Gürcistan’ın özerk bölgeleri haline geldiler.
Rus Devrimi’nin yalnız kalması ve yenilmesi ve Stalin diktatötlüğünün iktidara gelmesi Kafkasya bölgesinde baskıların daha da artmasına yol açtı.
Fakat, Kafkasya bölgesindeki halklar ve farklı etnik gruplar dost kalmaya devam ettiler. Gürcüler, Osetyalılar ve Abazlar birbirleriyle evlendiler ve hep birlikte yaşadılar.
Sovyetler Birliği’nin 1980’lerin sonunda dağılmasıyla bölgedeki gerilim yeniden arttı. Gürcistan hükümeti 1990 yılının Aralık ayında Osetya’nın özerk konumunu iptal etti. Ve birkaç ay sonra Rusya’dan bağımsızlığını ilan etti.
Buna yanıt olarak, Güney Osetya Gürcistan’dan bağımsızlığını ilan etti ve Gürcistan buna Güney Osetya’ya askerilerini ve paramiliter polis gücünü göndererek karşılık verdi.
Osetyalılar, Gürcüleri geri püskürtmeyi başardılar ve Rusya bölgeye asker gönderdi. Rusya hükümeti, Gürcistan hükümetine karşı ayrılıkçı Güney Osetyalıları destekledi.
Güney Osetya ve Abazya’nın bağımsızlık talebi BM’nin hiçbir üyesi tarafından tanınmadı. Bu yeni cumhuriyetler kısa süre sonra ayakta kalabilmek için Rusya’nın himayesine girdiler.
Her iki bölgenin sınırları da, ayrılıkçı hareketler ya da Gürcü birlikler tarafından kontrol edilen paramparça alanlar haline geldiler ve buralardaki gerilim sürekli çatışmalara yol açtı.
Geçmişte Güney Osetya Gürcistan’dan bağımsız olmak yönünde oy kullanmıştı.
Hem Güney Osetya hem de Abazya bağımsızlık konusunda iki iyi tarihsel örnek oluşturuyor.
Fakat her iki bölgedeki ulusal hareketler Rusya ile Amerika arasındaki mücadelede sıkışıp kalmış durumda ve bu iki ülke de bölgedeki sıradan insanların çıkarlarını temsil edemez.
- Yorumlamak için Giriş yapın veya kaydolun
Similar
- Bir 21, Bir 21 daha... Herşey Montrö'ye Uygun! - 21 Ağustos'ta Boğazlardan geçerek Karadeniz'e açılan, ardından da Montrö Sözleşmesi gereğince 21 günlük sürenin dolmasıyla Ege Denizi'nde beklemeye başlayan ABD savaş gemisi "MC Faul"
- RUSYA ASKERİNİ ÇEKİYOR - Rusya Devlet Başkanı Medvedev, askerlerin 22 Ağustos itibarıyla çatışmalardan önceki konumuna çekileceğini açıkladı.
- NATO'da Gürcistan zirvesi - NATO Dışişleri Bakanları Gürcistan için toplanıyor ABD'nin, Gürcistan krizi konusunda geçen hafta NATO'ya yaptığı "olağanüstü toplantı" çağrısı sonuç verdi.
- Gürcistan Dış İşleri Bakanından Açıklama:150 kayıp verdik - Gürcistan Dışişleri Bakanı Eka Tkeşelaşvili,Gürcistan'dan tek taraflı bağımsızlık ilan eden Güney Osetya bölgesindeki çatışmalarda şu ana dek 150 kayıp verdiklerini açıkladı.
- Rusya Frenledi - Savaşın 5. gününde önemli bir gelişme. Gürcistan'ı ağır bir şekilde cezalandıran Rusya, sonunda durdu.
Similar
- İsrail Dışişlerleri Türkiye'yi tehdit ediyor - İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, Türkiye ile ikili ilişkilerde bozulmanın Türkiye'nin iç politikalarından kaynaklandığını söyledi ve Türkiye'yi 1979 İslam devrimi öncesind
- Ve Erbakan aday! - Delegeler aday olmayacağı açıklamasına rağmen Erbakan'ı aday gösterdi.
- CHP'den sanatçı açılımı - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu beyin fırtınası toplantıları kapmasında toplumun değişik kesimleri ile buluşmaya devam ediyor.
- Partilerin kasası dolacak - Siyasi Partiler, 2011 yılında Merkezi Yönetim Bütçesinden 327 milyon 301,1 bin lira yardım alacak.
- İstifaları Baykal önledi - CHP'DE Baykalcılar olarak bilinen grubun "istifa" söylemlerini Deniz Baykal "Herkes yerinde dursun" diyerek önledi.