Obama ve Dışilişkiler

Obama’nın dış politikada izleyeceği yol siyasi realizm olacaktır. Siyasi realizmin dış politika alanındaki en önemli düsturu, “uzun vadeli dost ve düşmanların olmadığıdır”. Bütün devletler bu açıdan birbirleriyle ayni statüdedir; bugünün dostları yarının düşmanları, bugünün düşmanları ise yarının dostları olabilirler.
Amerikan dış politika yapımına son sekiz yıldır siyasi realizmle, yeni-muhafazakâr ekibin mücadelesi damgasını vurdu. Bush iktidarı dış politikasının ilk dört yılı 11 Eylül’le kendilerine açık alan bulan yeni-muhafazakâr kadronun hâkimiyetindeydi. Irak’ın işgalini bu ekip kotardı. Ancak işler yolunda gitmeyince Baba Bush’un da içinde olduğu realist ekip önce Baker-Hamilton Raporu’yla manifestosunu yayınladı, ardından Rumsfeld’in görevden alınmasıyla yeni-muhafazakâr ekip tamamen tasfiye edildi. Bu ekibin önemli isimlerinden Robert Gates Savunma Bakanlığı’na, yine realist bir isim olan Condoleezza Rice ise Dışişleri Bakanlığı’na getirildi.
GENEL DIŞ POLİTİKA DEĞİŞMEYECEK
Seçimler öncesinde John McCain yeni-muhafazakârlarla, Barack Obama ise realist grupla yakin temas halindeydiler. Yakın dış politika danışmanları Zbigniew Brzezinski gibi realist ekolün önemli isimlerinden oluşan Obama’nın izleyeceği politikaların idealizmden daha çok realizmin izlerini taşıyacağını tahmin edebiliriz. Obama’nın “Amerika’ya artık değişim geldi” sözünün en azından dış politika alanında fazla bir yansıması olmayacak; Obama dış politikası bazı küçük farklarla birlikte Bush yönetiminin son dört yılının devamı olacak. Bu açıdan onun mevcut Savunma Bakanı Robert Gates’i yeni yönetimde görevde tutması ihtimal dışı değil.
Siyasi realizmin dış politika alanındaki en önemli düsturu ‘uzun vadeli dost ve düşmanların olmadığıdır’. Bütün devletler bu açıdan birbirleriyle ayni statüdedir; bugünün dostları yarının düşmanları, bugünün düşmanları ise yarının dostları olabilirler. Siyasi realizm aynı zamanda idealler uğrunda harcanan masrafları gereksiz bulur. Bu ilkeler açısından bakıldığında Obama iktidarının önemli dış politika sorunlarında izleyeceği politikaların ipuçlarını yakalayabiliriz.
HEGEMONYANIN AĞIRLAŞAN YÜKÜ
Realist ekol bir dünya hegemonyası teşkilinde bütün yükü Amerika’nın artık tek başına karşılayamayacağını görüyor. ABD İkinci Dünya savaşı sonunda kurduğu BM, IMF ve Dünya Bankası üçgenine dayalı siyasi-mali düzenin yükünü bugünkü ekonomik gücüyle karşılayabilecek durumda değil. ABD halen toplam dünya askerî harcamalarının yarısına tekabül eden yıllık 590 milyar dolar harcıyor.
Buna karşılık AB toplamı 310 milyar dolarken, Çin 60 milyar dolar harcıyor. Ancak Rusya’nın gücünü yeniden tesis etmeye başladığı ve geleneksel etki alanında kendisini hissettirdiği bir dönemde ABD yeni bir Soğuk Savaş’ın içine girmekten kurtarabilecek mi? Obama’ya Kaliningrad’a yaptığı füze yığınağıyla ‘hoş geldin’ diyen Rusya, Obama’nın dış politikadaki en önemli baş ağrısı olacak. Bu ise askerî harcamaların devamı anlamına geliyor.
ÇİN TEHDİDİNİ DİKKATE ALMAK
Çin, Amerika için Japonya’dan sonra ikinci büyük dış borç kaynağı. Çin’deki dolar ya da dolara endeksli rezervler 1.2 trilyon dolara ulaştı. Bu rezervleri dolar dışındaki kaynaklara yatırmaya başlaması halinde Çin dünya mali piyasalarında Amerika’nın başını ağrıtabilir. Obama dışarıya yatırım yapmayan firmaları kayıracak bir vergi politikası izleyeceğinin sinyallerini vermişti. Çin elindeki gücünü Amerika’nın serbest ticaretten sapmaması için bir pazarlık unsuru olarak kullanmak isteyecek. Obama döneminde ABD-Çin ilişkileri askerî alanda bir heyecan getirmeyecek ancak ticari alanda gergin geçecek. Buna rağmen kısa dönemde Çin, kendi geleneksel realizmi içinde, Amerika için bir tehdit değil, kâr peşinde koşan bir ticari ortak olacaktır.
ABD’NİN YENİLENEN İMAJI
Son sekiz yıldır Amerikan imajı büyük darbe yedi. Amerika herhangi bir başka ülkeden farklı olarak ayakta durabilmek için kendisini ülke dışından gelen göçmenler için cazip halde tutmak zorunda. Bu anlamda Obama’nın secim zaferi Amerika’nın babası bir göçmen olan birisinin –tabiî Hıristiyan olmak kaydıyla- başkanlığa yükselebileceği bir ülke olduğunu gösterdi. Obama Amerikan seçmeninin yüzde 54’nün oyuyla ancak dünya kamuoyunun bazı ülkelerde yüzde 90’a tırmanan oyuyla başkanlığa seçildi. Obama’nın başkanlığa seçilmesi Amerikan imajı için bir yeni bir kan oldu. Obama bu imaj devrimini Kyoto Protokolu’nun onaylanması ve Guantanamo hapishanesinin kapatılması gibi adımlarla perçinleyebilir.
IRAK’TAN GERİ ÇEKİLME VE İRAN
Türkiye’deki Irak savaşına destek veren kesimler şimdilerde Obama hayranlığı rolüne soyunsalarda Obama’nın bilhassa Demokrat Parti ön seçimlerinde zafer kazanmasında onun Irak savaşına karşı çıkan tek aday olması büyük rol oynadı. Özellikle gençler nezdinde Obama’yı farklı kılan unsur onun Amerika’nın Irak’tan geri çekilmesi için harekete geçeceği yolundaki vaatleriydi.
Amerika 2008 yılı rakamlarıyla Irak’ta her ay 12 milyar dolar harcıyor. Amerikan askerî harcamaları saniye bazında 5 bin dolara tekabül ediyor. Obama, ABD ekonomisindeki çöküşü engellemek, eğitim, sağlık ve sosyal sigorta alanlarındaki vaatlerini yerine getirmek için askerî harcamaları kısıtlamak ve Irak’taki işgale son vermek zorunda.
Bu arada Obama askerleri Irak’tan geri çekerek bir kısmını Afganistan’a kaydırmak istiyor. Afganistan’da son dönemlerde işaretlerini aldığımız gibi Amerika yeni, ancak kontrollü bir Taliban yönetimine razı olacak. Irak’ta ise herhangi bir geri çekilme stratejisinin yolu zorunlu olarak İran’dan geçecektir. Obama yönetimi İran’a karşı askerî bir harekâtın imkânsız olduğu konusunda Bush yönetiminin son döneminde ulaştığı sonuçla hemfikir. Bush son aylarda İran’a bir maslahatgüzar atama noktasına kadar gelmişti. Obama’nın normal diplomatik ilişkiler kurması her iki ülke için de fazla hayali olsa bile Obama iki ülke arasında diyalog sürecinin başlaması konusunda kararı.
Amerikan seçimleri bütün dünya ülkelerinde yapılmış olsaydı Obama’nın kaybedeceği tek ülke İsrail olacaktı. Buna rağmen Obama Amerika’daki Yahudi çevreleri yanında görmekte ve bu çevrelerin onun Müslüman kökene sahip olduğu yolundaki endişelerini gidermekte ısrarlı.
İSRAİL-FİLİSTİN SORUNUNA ÇÖZÜM
Bu amaca yönelik ilk adımını İsrail lobisiyle yakından irtibatlı bir isim olan Rahm Emanuel’i Beyaz Saray sekreteri olarak atayarak gösterdi. Emanuel liberal görüşlerine rağmen Demokrat Parti içinde sert bir İsrail yanlısı Yahudi olarak biliniyor. Babası İsrail’in kurulusundan önce terör örgütü Irgun militanı olan Emanuel 1991 yılında Körfez Savaşı sırasında İsrail ordusunda gönüllü olarak çalıştı. Ayrıca Emanuel 2006 yılında Irak Başbakanı Maliki’nin Kongre’de yapacağı konuşmayı Maliki’nin İsrail’i Lübnan’a saldırmakla suçlamasından dolayı engellemek isteyen ekibin başındaydı.
Obama’nın kampanya stratejisti ve şimdi de özel danışmanlığına getireceği David Axelrod da Chicago Yahudi cemaatinin önemli simalarından. Obama bu isimleri yanına alarak İsrail ve Amerikan Yahudi çevreleri nezdinde kendisine bir meşruiyet oluşturma arayışında. Kısacası Obama Filistin sorununda statükonun devamını tercih edeceğini gösteriyor. Ancak Filistin sorununda Amerikan tutumunun Amerika’nın Arap kamuoyunda sahip olduğu bozuk imajının ve anti-Amerikan hislerin en önemli nedeni olduğu da bir gerçek. Kısacası Obama bu konuda iç siyasi gerçeklerle dış politika gereksinimleri arasında bir karar verme durumunda.
Turkiye için Obama’nın ne getireceğine gelince, bu sorunun cevabini da onun siyasi gerçekçiliği verecektir. Obama dış politikasında aynı anda birçok bölgede önemli bir güç olan Türkiye her zaman Ermeni lobisinden daha ağır basar.
Obama’yı bekleyen dış politika sorunları
Taraf - Istanbul - 08.11.2008
HASAN KÖSEBALABAN
- Yorumlamak için Giriş yapın veya kaydolun
Similar
- İsrail Dışişlerleri Türkiye'yi tehdit ediyor - İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, Türkiye ile ikili ilişkilerde bozulmanın Türkiye'nin iç politikalarından kaynaklandığını söyledi ve Türkiye'yi 1979 İslam devrimi öncesind
- İsrail ve İran için 4 yıldızlı buluşma - Asya ülkeleri arasında işbirliğini öngören CICA'nın Dönem Başkanlığını üstlenen Türkiye, birbiriyle kanlı bıçaklı olan İsrail ve İran'ın savunma bakanları ile genelkurmay başka
- İsrail-Filistin arasında barış bir türlü sağlanmıyor - Batı Şeria'daki yerleşim inşası yasağını kaldıran İsrail Başbakanı'na ülke basınından da tepki yağıyor.
- İsrail barışa inanmıyor - Filistin ile yeniden başlayan görüşmelerin "sonuç vermeyeceğini" belirten İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman, "Yahudi yerleşimlerinin inşasını yeniden dondurma kararını da veto edeceğ
- Sarayda oturan Filistinli milyarder - Filistin'in en zengin işadamı Munib R. Masri, bir dönem bakanlık da yapmış.
Similar
- İsrail Dışişlerleri Türkiye'yi tehdit ediyor - İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, Türkiye ile ikili ilişkilerde bozulmanın Türkiye'nin iç politikalarından kaynaklandığını söyledi ve Türkiye'yi 1979 İslam devrimi öncesind
- Cezaevinde isyan: 3 ölü - Haiti'nin en büyük cezaevinde çıkan isyanda 3 mahkum öldü.
- Festivalde izdiham: 10 ölü - Hindistan'da düzenlenen bir Hindu festivali sırasında meydana gelen izdihamda ilk belirlemelere göre 10 kişi öldü.
- "Pele" sadece adıyla 18milyon dolar kazanıyor - Brezilyalı eski futbolcu Pele, ''Pele'' markasıyla, yılda 18 milyon dolar (12 milyon avro) gelir elde ediyor.
- İsrail ile Hamas görüşmelere başladı - İsrail ile Hamas arasında, kaçırılan İsrailli asker Gilad Şalit'in serbest bırakılması ve karşılığında İsrail cezaevlerindeki Filistinli tutukluların serbest bırakılmasına yöneli