Barışa Rock

Tayfun Mater'in yönlendirmesiyle Cumartesi gününün bir bölümünü 'Barışa Rock' Festivalinde geçirdim. Sarıyer yakınlarında Çayırbaşı'nda Belgrat Ormanları yolu üzerinde ağaçlık bir alanda toplanmıştı gençler. İki müzik platformu, onlarca çadır, yiyecek satan standlar, değişik köşelerde düzenlenen açık oturumlar, 'Erol Zavar'a özgürlük' için imza toplayan gruplar, dergi satanlar, slogan atanlar, dedikodu yapanlar ilginç bir topluluk oluşturmuşlardı. Çoğunluğu 17-25 yaş arası gençlerden oluşan binlerce kişi, yazın sıcağında buraya neden toplanmışlardı? Ne arıyorlardı, ne söylemek istiyorlardı?
Ben 'Darbeye Karşı 70 Milyon Adım' başlıklı bir toplantının konuşmacılarındandım. Türkiye'nin genelinde ne tartışılıyorsa, orada da aynı konular tartışılıyordu. Bizim toplantıdakilerin bir kesimi, darbe karşıtı gösterilere de katılmışlardı.
"Festival Üstü Barış 6" başlıklı broşürün içindekileri karıştırıyorum: Sahne Programı bölümünde Cem Karaca Sahnesinde iki gün boyunca saat 13'ten gece 01.00'e kadar konser verecek topluklar yer alıyordu. Cumartesi gecesi son konseri Heavy Cross adlı Gürcistanlı bir müzik grubu verecekti. Tam ülkelerinde savaşın binlerce insanın canını aldığı bir günde Gürcü müzisyenler barış için söyleyeceklerdi.
Kazım Koyuncu Sahnesindeki son gösteri 'Mahşeri Cümbüş (Tiyatro Sporu) başlığını taşıyordu. Onlarca grubun sahne alacağı konserleri izleyecek binlerce genç biz alandan ayrılırken gruplar halinde geliyordu.
Küresel ısınma dahil hemen her muhalefet konusunu içeren açık oturumlar, belgeseller birbirini izliyordu. Saymakla bitmeyecek kadar değişik etkinlik gençleri buraya toplamıştı...
* * *
Samimi olarak itiraf edeyim ki, buraya gelip görünceye kadar çok da ilgilenmemiştim "Barışa Rock" etkinlikleriyle. Gittiğime memnun oldum. Değişik bir dünyayla, değişik bir atmosferle karşılaştım.
Gençlere ilişkin 'ihtiyar' değerlendirmelerini sevmediğimi üzerine basarak belirtmeyi görev biliyorum. Gençler, bizim kuşaktan 'ihtiyarlar'ın çoğu için de, daha genç 'ihtiyarlar' için de, hep küçümsenmesi gereken yaratıklardır. Onlar bizim gibi düşünenlerin çoğuna göre "apolitik"tir, "duyarlıkları" düşüktür. Kısacası "lay lay lom"dan ibarettirler.
Bunlar, yaşadığımız gerçeği anlamayan 'tutucu' değerlendirmeler. Her dönemin gençliği kendi devrimciliğini, kendi itirazını, kendi protestosunu kendisi belirler ve ona uygun yeni bir yaşam tarzı geliştirir. Bir kuşağın devrimciliği, önceki kuşağınkine benzemez. Benzeyen örneklerde de, gerçek devrimcilerden değil kendini devrimci zanneden ve özenti içinde olan "tutucular"dan söz etmemiz daha doğru olur.
Ben oradaki konuşmamda 68 kuşağının üstünlükleri yanında zaaflarını da görmemiz gerektiğine dikkat çektim. 12 Mart 1971 askeri müdahalesini devrimcilerin önemli bir çoğunluğunun başlangıçta olumlu zannetmesinin küçük bir yanılsamadan çok, bir zaaf olduğunu anlattım. Çünkü bizim kuşağın bir kesimi hala "daha iyi bir 27 Mayıs" beklentisinden kurtulamamıştı.
Bugün "iyi darbe, kötü darbe" anlayışını savunanlar, böyle bir tarihten gelmişlerdi. Ergenekon konusunda ikircikli bir tutum yaşayan arkadaşlarımızın böyle tutum almaları da tesadüf değildi. Ergenekon'u bir "kırıntı" olarak görmeleri de sürpriz sayılamazdı.
İzleyen gençlerin çoğunluğuyla aynı görüşleri paylaştığımı görünce mutlu oldum. Bizim kuşağın bir kesimine laf anlatmak çok zor. Ergenekon "kırıntı", halk da bir "et yığını" olunca bizim kuşağın solcuları da emekli olmaktan başka bir çıkış yolu bulamadılar.
Gençlerden umutlu olabiliriz. Kendi karışıklıkları, kendi karmaşaları, kendi arayışları içinde inanıyorum ki yeni devrimcilikler yapıyorlar. Bunun ne kadarını anlayabiliriz, ondan emin değilimÖ Ne olursa olsun, kendini "düzen karşıtı" olarak tanımlayan ve samimi bir şekilde bir şeyleri değiştirme arzusu duyan bir gençlik kitlesiyle karşı karşıyayız. Bu gençlik kitlesinin içinde birçok farklı renk var. Elbette "Yiyin birbirinizi" çizgisine takılıp kalmış olanlar da var. Ama ben onların bile eski kuşaktaki benzerlerinden daha yenilikçi ve gelişime açık oldukları kanaatindeyim.
Barışa Rock festivalinin bu sene son olduğunu duyduğuma üzüldüm. Çünkü kendi gerçekliğini yaratmış, kendi dinamizmini geliştirmiş bir olgu. Devam etmesini isterdim.
Oradaki gençleri çok sevdim. Farklılıkları, renklilikleri, bize benzemeyen itirazları ve gürültüleri içinde çok sevimliydiler.
- Yorumlamak için Giriş yapın veya kaydolun
Similar
- Büyük oyun filmi - Yönetmenliğini Atıl İnaç'ın yaptığı 'Büyük Oyun' filmi, dünya festivallerinin gözdesi oldu!
- Hadise Eurovizyona bu şarkı ile yarışacak - Eurovizyon 2009'da Türkiye Hadise'nin Düm tek tek şarkısı ile Türk kültürel soundların modern yorumunu yapacak.
Baby you are perfect for me You are my gift from heaven
- Kürtçe TV için Baykal tepkisi - Deniz Baykal Kürtçe TV yayınına da tepki gösterdi.
- Aşağılık sistem kazanırsa ne yapacaksınız - Bu yıl 53'üncüsü düzenlenecek olan ve sistem karşıtı şarkılarıyla dünyaca ünlü Aşağılık Sistem gurubuyla Ermenista'nın katılacağı Eurovision şarkı yarışması konusunda CHP i
- Bayülgen: Sinema bankadan daha çok kazandırıyor - Okan Bayülgen’den ekonomik mafyaya çağrı!